Babayağmurum.
Doğasıyla, insanıyla, tarihiyle gıpta ile bakılan Babayağmura bişeyler oldu sanırım.
Müthiş bir suskunluk,
Sanki çok geçmiş yıllardan kalma bir yorgunlukla,
durgun, ölüm uykusuna yatmış bir hasta gibi Babayağmur.
Hep bekliyoruz.
Bir şey olacak, olmalı, canlanmalı Babayağmur, bunun için gerekli tüm dinamiklere sahip bir köy.
Ama nafile bir bekleyiş...
Olmuyor.
Hiçbir yerde hiçbir şeyde bir kıpırtı yok.
Millet iyice içine kapanmış.
Eski komşulu ilişkileri yok şimdi.
Bir komşuya gitsen
Misafir karşılamsı,
kek çay, kuruyemiş...
İnsanlar bu protoköl tipi karşılamalardan
Komşuyada gidemez hale gelmiş.
Şimdi bahçeli olan evlerin; kapı önlerinde balkonlarda oturup gölgeye sadece etrafa bakınıyorlar, sessizce.
Eskisi gibi korkmayın artık.
Çocuklar bahçelerden meyva kaçırmıyor, salatalık kopartmıyor.
Gerçekten meyvelerde bir garip olmuş şimdi.
Eskisi gibi iştah kabartmıyor, yol kenarlarında kaysıların üzeri tozlu, alta dökülenlere de hiç bakan yok.
Davullar çalıyor, gümbür gümbür dinleyen bu davulları çaldırandan başkası değil.
Öyle eskisi gibi halay çekip yoldan toz çıkartmak yok.
İnanın cenaze merasimleri daha canlı düğünlerimizden.
Sanırım hayatın gerçekleri daha bir ilgi uyandırıyor insanlarda.
Köyün üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi aynı.
Bellirli bir dönem belirli bir süre varıyordu haaa,
geliyordu haaa yapılır
Sonra;
Boş gayret ve çabalar için; Sıfır sıfır elde var yine sıfır derizya hani.
İşte öyle artık köy diyince aklıma hep bu hesap geliyor.
Sıfır sıfır elde var yine sıfır.
Bu köyü cana getirmek lazım.
Bir çıngı,
Bir atılım.
Birkaç on kişinin çalışabileceği bir yatırım.
Başpınara yeniden sulanır hale getirmek, karadiğine yine eskisi gibi patetes mısır ekmek,
Yine bağlara eskiden olduğu gibi, kaysı badem dikmek.
Bir derin kuyumuz var öylesine bekleyen...
Neden vurulduğu, neden beklediği bilinmeyen, ne zamana kadar bekleyeceği meçhul, kim tarafından çalışır hale getirileceği düşünülmeyen.
Öylesine bom boş duran.
Tarlalarımız var uçsuz bucaksız, ekip biçip, götürüp ofise yatırdığımız buğdaylarımız, götürüp buluculara unla değiştirdiğimiz buğdaylarımız,
Pazardan peynir alırken sağıp sağıp yimpaşa, yalçınlara sattığımız sütlerimiz,
Hani mavimtrak yada bem beyaz pet şişeler üzerinde yazar “doğal kaynak suyu, doğal menba suyu “diye,
Köyün her tarafından boşa akıp giden menbalarımız,
Gidip Sarıkayadan hazır yem alırken,
Dağda taşta kuruyup heder otlarımız.
Koyuna, sürüye, çobana hasret kalmış uçsuz bucaksız meralarımız.
.....
Herkesin birbirinden beklediği
Bir atak bir hamle bir adım..
Bu öyle bir beklenti ki
Birlikte beklemekten ölüm sessizliğine gömülmüş sevgili köyüm.
Her seçim döneminde sırayla sayılan yoklarımız.
Sonra unutulan umutlarımız.
Hizmet Belediyeden maaş almakla verilir inançlarımız.
Seçimlerde profesör olan sonra saflaşan, salaklaşan insanlarımız.
Ahhh Babayağmur ahhh.
Sağdın sütü mayalayıp yoğurt yamamzmısın sen.
Ah Babayağmur ah...
Biçtiğin buğdayı un edip satamazmısın sen...
Ahhhh Babayağmur ah.
Gidip Avrupalarda gavur kahrı ile kazandığın parayı Yimpaşa, ite kurda yedirenece
Köyüne, çocuğuna bir iş açamazmısın sen.
Bir sürü ahlar bir sürü vahlar.
Ah ile anılacak köymüydün sen be Babayağmur.
...
Yazın köye gittim...
Bu güne kadar yapılan en güzel bir çalışma.
Köyün altına yeni bir yol açılmış.
Duvarların gerisinden görünüyor.
Yine kıvrım kıvrım Babayağmur usulü.
Ama bu yolun girişini bulmak çok zor biliyormusunuz.
Sonra...
Garip ama;
bu yol hiçbir yere gitmiyor.
Hani şoför eğitim pistleri vardır, bir sürü tabela kavşak, trafik lambası ile domaltılmış, bulunduğu şehirden ayrı eğitim dışında hiçbir işe yaramayan.
Bizim yollarda biraz ona benzemiş, tek eksiği tabellelar ve trafik ışıkları.
Arabayla yada yayaya olarak girip dolaşayım desen gülerler insana.
Lütfen...
Bahar geldi artık.
Havalar çalışmak için çok uygun.
Bu yolların açılmasındaki iyimserlik havasıda devam ederken.
Köyün muhtelif yerlerinden bağlantılar verelimde şuraya. Yol üzerinden gidilirse yol olur ancak.
İşlerlik kazandıralım şunlara.
Yani Belediyeden çıkan vatandaş, bağlara dağlara doru gidip çıkmasın ana yola.
...
Diyeceksiniz ki,
-Söylemek kolayda;
-Bu işler lafla olmuyor...
...
Biliyorum hizmet üretmek çok kolay bir iş değildir.
İmkan lazım, kaynak lazım, destek lazım.
Bizim imkanlarımız belli.
Tabi bunların hepside doğru.
Ama;
Şunu da biliyorum ki.
Bir iş için önce;
İstek,
İstek gereklidir.
Diğerleri isteğin şiddeti ve gücüne göre sonradan tamamlanır.
Hani derler ya;
Azmin elinden hiçbir şey kaçamazmış...
Birazcık daha azim.
Lütfen.
Sevgi ile.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder